Ocak 23, 2019

Bir Çırpıda Okuyacağınız 3 Kısa Hikaye! (Es Geçmeyin)

#1 Gazetecinin biri, Victor Hugo’ya sorar: “Eserleriniz ve siz bugüne kadar çok olumlu eleştiriler aldınız, çok övüldünüz. Bunlar arasında sizi en çok hangisi hoşnut etti?” Hugo şöyle yanıtlar:

“Karlı bir kış gecesiydi. Eş dostla yiyip içmiştik. Mesafe kısa diye, evime yaya olarak dönüyordum. Fena halde sıkışmıştım. Hızlı adımlarla, malikanemin bahçe kapısına vardım. Kapı kilitliydi. Var gücümle uşağıma seslendim: İgooor!

Defalarca haykırmama karşın İgor’un beni duyduğu yoktu. İdrar torbam Atlas Okyanusu büyüklüğüne ulaşmıştı. Altıma kaçırmak üzereydim. Yaşlılık işte…
Çaresiz, bahçe duvarına yanaştım, etrafa bakındım, görünürde kimse yoktu, fermuarımı indirdim ve su dökmeye başladım…

Tam o sırada arkamda bir at arabası durdu. Hiç kıpırdamadan, sessizce işimi görüyordum. Arabacı nefret dolu bir sesle “Seni haddini bilmez, buruşuk o… çocuğu! O kirlettiğin, Sefiller’in yazarı Victor Hugo’nun duvarıdır!” dedi.
İşte, hayatımda duyduğum en iltifat dolu söz buydu.

#2 Hababam Sınıfı’nın yazarı Rıfat Ilgaz’a bir röportajında “Nasıl bu kadar güldürebildiniz?” diye sormuşlar; Rıfat Ilgaz ise şu mükemmel cevabı vermiştir:

“Eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. Belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış…

Bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bürünmüş… Sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş…

Ben de çöken eğitim sistemini anlattım. Hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük.”

#3 Albert Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün, şoförü Einstein’a:

“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz herşeyi kelimesi kelimesine biliyorum.” demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş: “Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar…

O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim.”

Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada konu hakkında bilgili, azıcık da ukala bir profesör, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:

“Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip.” demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’ı işaret ederek şöyle devam etmiş: “Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak.”
(Einstein’in bu hikayesi ders niteliğinde bir hikayedir, gerçekliği tartışılmaktadır.)

Benzer İçerikler;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir