Gizemli Bilgiler

Buda Heykelinin İçindeki Keşiş ve Sokushinbutsu Tekniği!

Buda Heykelinin İçindeki Keşiş ve Sokushinbutsu Tekniği!

Yaklaşık 5 yıldır farklı sosyal ağlarda dolaşan Buda heykeli içindeki mumya olayı tam olarak nedir, gelin bu olayın hikayesine ve oldukça sıra dışı bir mumyalama yöntemi olan sokushinbutsu tekniğine hızlıca bir göz atalım;

Bir zamanlar Çin’den çalınarak çıkarılan bir Buda heykeli birçok yer gezdikten sonra son durağı Hollanda oluyor. 1995 yılından beri Hollanda’nın Assen şehrindeki Drents Müzesi‘nde sergilenen Buda heykelinin içinde, bir Budist rahibin mumyası olduğu ise uzun zamandır zaten tahmin ediliyordu. Ancak bunun doğru olup olmadığını görmek isteyen bazı bilim insanları heykeli bir süreliğine müzeden ödünç aldılar.

2015 yılının Şubat ayında gerçekleşen bu araştırmalar neticesinde, Buda heykelinin bilgisayarlı tomografisi çekilmiş ve gerçekten de heykelin içinde bir mumyanın olduğu ispatlanmıştı. Ancak uzmanlar mumya üzerindeki incelemelerine devam ettikçe daha şaşırtıcı bilgilere ulaştı.

Vücudundan materyaller ve kağıtlar çıktı;

Endoskobi ile mumyanın vücudundan alınan örneklerden, mumyanın karın ve göğüs boşluğunun içeriği henüz belirlenememiş materyaller ile doldurulmuş olduğu ve organlarının olması gereken yerde de Antik Çin yazısı ile yazılmış bir takım kağıt parçalarının olduğu ortaya çıktı.

Kağıttaki yazılar incelendiğinde ise mumyanın 11. yüzyılda yaşamış Çin Meditasyon Okulu ustalarından Liuquan‘a ait olduğu belirlendi. Budizm sanat ve kültür uzmanı Erik Brujin‘e göre Liuquan, sokushinbutsu adlı teknikle mumyalaşmıştı. Peki nedir bu tuhaf isimli mumyalama tekniği?

Daha önce Antik Mısır‘da mumyalamanın nasıl yapıldığını veya yakın dönemde Gottfried Knoche, Alfredo Salafi gibi mumyacıların mumyalama yöntemlerinden bahsetmiştik. Fakat Sokushinbutsu tekniği bunlardan oldukça farklı, çünkü ölmeden önce sen kendini mumyalamaya başlıyorsun.

İlgili İçerik; Antik Mısır’da mumyalama işlemi nasıl yapılıyordu?

Sokushinbutsu mumyalama tekniği;

Eski zamanlarda Budist keşişlere göre kendini mumyalamak; aydınlanmanın özü, ileri bir ruhsal seviyeye erişme, ölümü aşarak nirvanaya ulaşma olarak görülüyordu. Sokushinbutsu adlı oldukça zor bu mumyalama yöntemi de, o huzurlu yolculuğa ulaşmanın yalnızca birkaç yolundan biriydi.

Kendini mumyalamaya karar veren keşişin önünde, yaklaşık 6 yıl süren oldukça zahmetli bir süreç var. Keşiş, ilk olarak vücudundaki yağları yok etmek adına tam 1000 gün, yani yaklaşık 3 yıl boyunca sadece belli başlı kuruyemiş ve tohumlar ile beslenerek bol bol egzersiz yapıyor.

Bu 1000 gün bitince, bu sefer de 1000 gün daha ağaç kabukları ve köklerle beslenmeye başlıyor. Bu yeni diyetin yanında bir de urushi ağacından elde edilen zehirli bir çayı içiyor. Bu çay vücudunu, öldükten sonra kurtçuklar tarafından yenilemeyecek kadar zehirli bir forma sokuyor.

Ayrıca çay bolca kusturduğundan vücut sıvısının çoğu kayboluyor. Organları küçülen, vücudunda yağ ve sıvı oranı çok az miktarda olan keşiş adeta yürüyen bir cesete dönüşüyor. Ardından ise lotus pozisyonunu alarak vücudundan biraz daha büyük taş bir mezara canlı canlı giriyor.

Hava tüpünün ve bir çanın yer aldığı taş mezarın içinde duran keşiş, her gün hâlâ yaşadığını belli etmek için çanı çalıyor. Çan çalınmadığı gün ise keşişin öldüğü anlaşılıyor ve mezar mühürleniyor. Keşişin ölümünden yine tam 1000 gün sonra bu mezar açılıyor.

Mezar açıldığında keşişin bedeni çürümemiş ise kendini mumyalamayı başardığını gösteriyordu. Daha sonra bu mumya tapınaklarda sergileniyor ve kendisine Buda gibi saygı duyuluyordu. Rivayete göre bazıları dağlara götürülüp orada defnediliyordu. Şimdiye kadar sokushinbutsu tekniği ile mumyalanmayı başarmış 24 kişi bulunmuştur.

Sokushinbutsu kelimesi Japoncadan gelmektedir. Çünkü bu yöntem aslında Çin’e değil, Japonya’ya özgür bir yöntemdi. Fakat Çin, Hindistan ve diğer bazı ülkelerdeki Budistler tarafından da uygulanmıştır. Zaten yazımın başında bahsettiğim heykel içindeki mumya da bir Çinliye aitti. Bu ülkelerde 13. yüzyıla kadar devam eden bu yöntem, Japonya’da 19. yüzyıla kadar devam etmiştir, 1879 yılında ise Japon İmparator Meiji tarafından dini bir uygulama da olsa bir nevi intihar olduğu için yasaklanmıştır.

Share:

Yorumlar