Temmuz 6, 2019 Dünya Edebiyatının En Büyük İsimlerinden Fyodor Dostoyevski Kimdir?

Dünya Edebiyatının En Büyük İsimlerinden Fyodor Dostoyevski Kimdir?

”Hayatta hep mutlu olursam, hayalini kuracak neyim kalır?” der Fyodor Dostoyevski.

19. yüzyılda yaşamış dünya edebiyatına Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Yeraltından Notlar gibi birçok dev eser bırakmış Rus Yazar Dostoyevski’nin hayatı, eserleri ve sözleri;

1 – Çocukluğu;

Dostoyevski tam adıyla Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Rusya’nın Moskova Kentinde 11 Kasım 1821 tarihinde Mikhail Dostoyevsky ve Maria Nechayeva çiftinin ikinci çocukları olarak dünyaya geldi. Babası orduda görev yapmış bir cerrahtı, şiir ve kitap okumayı çok seviyordu ancak alkolik ve öfkeli bir adamdı. Annesi ise merhametli, duygusal ancak hasta bir kadındı ve oğlu Dostoyevski 15 yaşında iken hayatını kaybetti.

2 – İlk Eseri;

Dostoyevski annesi tarafından okul öncesi eğitilmişti ve başarılı bir öğrenciydi, annesinin ölümünden sonra St. Petersburg şehrindeki mühendislik okuluna girdi ve bu sırada babasının ölüm haberini aldı. Okulu bitirdikten sonra orduda mühendis olarak çalışmaya başlayan Dostoyevski bir yıl sonra işinden istifa ederek yazar olmaya karar verdi. 1846 yılında ilk eseri ”İnsancıklar” romanını yayımlasa da bu kitaptan beklediği başarıyı alamadı.

3 – İdam Cezası;

Bir gece yarısı kapısı çalınan Dostoyevski askerler tarafından tutuklandı ve dört ay boyunca karanlık bir hücrede tutuldu. Suçunun dahi ne olduğunu bilmeden burada dört ay geçiren Dostoyevski sonunda neden hapse düştüğünü öğrenir; Çar’ı eleştiren bir şiir paylaşmıştır! Bu 4 aylık hapisten sonra diğer 8 kişi ile birlikte alacağı ceza açıklanır; Kurşuna Dizilmek…

4 – Dönüm Noktası;

6 ay daha hapis yattıktan sonra kurşuna dizilmek üzere götürülmeye hazırlanan mahkumlar için af getirilir ve bu olay Dostoyevski’nin hayatı için bir dönüm noktası olur. Bu af Dostoyevski için sadece idam cezası için bir kurtuluştur, mahkum hayatı devam eden Dostoyevski 4 yıl boyunca kürek mahkumluğuna çarptırılır.
Nedir bu kürek mahkumluğu derseniz, mahkumların Sibirya’ya götürülüp -40 derecede kar küreme, mermer cilalama, tuğla taşıma gibi ağır işlerin yaptırıldığı bir ceza sistemidir. Burada mahkumların kolları damgalanır, saçları standart bir şekilde kesilir ve İncil harici kitap okumaları yasaktır.

5 – Ölüler Evinden Anılar;

Burada cezası biten Dostoyevski 6 yıl zorunlu askerlik görevine geçiş yapar. Tam bir vatansever ve hatta ırkçı denilecek şekilde bir Rus aşığı olan Dostoyevski sıkı sıkına sarıldığı görevinde subaylığa yükselir. 1957 yılında çocuklu dul bir kadınla evlenir ancak bu evlilik Dostoyevski için mutlu bir evlilik olmaz. Edebiyattan bir hayli uzak kalan Dostoyevski tekrar kalemi eline alır ve askerliğinin son zamanlarında bir kaç kısa öykü yazar. Askerliği bitirdikten sonra yıl 1961’de ”Ezilmiş ve Aşağılanmışlar” romanını yayımlar. Ancak Dostoyevski’ye şöhreti getirecek kitap Sibirya’da geçirdiği ağır şartlı cezasını romanlaştırdığı ”Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabıdır. 1962’de yayımlanan bu kitap adeta Rusya’yı çalkalar.
Daha sonra öykülerine ve romanlarını yazmaya devam eden Dostoyevski iyice tanınır ve adını dönemin en meşhur yazarları İvan Turgenyev ve Lev Tolstoy gibi isimlerin arasına ekler.

6 – Hayatının Aşkı Anna;

Dostoyevski ve Anna

1964 yılında eşi Maria’dan boşanır, Dostoyevski’nin bu evlilikten bir çocuğu olmamıştır.
Dostoyevski anlaştığı yayınevinden yazacağı kitabın telif hakkını peşin alırmış ve 1967 yılında ”Kumarbaz” adlı romanı çıkacağı tarihten sadece 29 gün kala yazmaya başlamış. Hızlıca yazıp yetiştirmek zorunda olduğu bu kitap kendi deyimiyle hayatının aşkını getirmiş.
Daha hızlı yazabilmek için bir sekreter tutan Dostoyevski 21 yaşında Anna adındaki bu genç kıza aşık olur, kitabı yetiştirirler ve 3 ay sonra Dostoyevski kendisinden 25 yaş küçük Anna ile evlenir. Bu evlilikten Sonya ismini verdikleri bir kız çocukları olur fakat ne yazık ki bebek 2 aylıkken vefat eder. Bu olay Dostoyevski’yi derinden etkilemiştir, çiftin daha sonra bir kız iki erkek üç çocuğu daha olur.

7 – Tolstoy;

Tolstoy ve Dostoyevski aynı dönemde Rusya’da yaşamış ve dünyanın en büyük yazarlarından iki tanesi olmalarına rağmen ikilinin bilinen bir görüşmüşlükleri ve hatta bir tanışıklığı yoktur. Sadece Tolstoy, Dostoyevski’nin ”Ölüler Evinden Anılar” romanı için; ”Şu ana kadar okuduğum en iyi romanlardan bile daha iyi” yorumunu yapmıştır.

8 – Büyük Konuşma;

Halkın, Dostoyevski’yi tüm yazarlardan önde tutması onun ne romanları ne öyküleri ne de sıra dışı hayatı idi. Onu öne çıkaran olay; Rus Şair Puşkin’in bir heykelinin açılış töreninde yaptığı etkili konuşmadır. 1880 yılında yapılan bu törende Dostoyevski öyle bir konuşma yapar ki, tüm halk heyecan ve memnuniyete kapılır, birbirine kenetlenir, adeta coşar, çevresindekiler Dostoyevski’nin elini öpmeye çalışır, büyük yazarlar kürsüden inen Dostoyevski’ye sarılmaya gider. Hatta bu sözlerin arkasından hiç kimse kürsüye çıkıp söz almak istemez. O konuşma çok uzun olduğu için buraya sadece son kısmını ekliyorum:
”…Son defa tekrar ediyorum, ona layık değildi benim sözlerim fakat yüce Puşkin’i anmak ve kutlamak için o toplantıda bir araya gelişimiz yeni bir olayın başlangıcı olabilir; Geleceğe bakan büyük amaç yolunda bütün taşkın gönüllü Ruslarla aydın kafalı Rusların el ele vermesi dileğiyle!”
Tabii bu kısa bölümden pek bir şey anlamak mümkün değil, çok uzun olan konuşmasında farklı birçok konulara değinmiştir.

9 – Ölümü;

Bu konuşmadan sonra Rus halkı tarafından adeta baş tacı edilen Dostoyevski’nin ünü çok uzun sürmez, bu konuşmadan 1 yıl geçmeden 9 Şubat 1881 tarihinde epilepsi nöbeti geçirerek hayata veda eder. Dostoyevski’nin cenazesinde tabutunun arkasında tam 30 bin insan yürür. Bu Rusya’nın o zamana kadar gördüğü en büyük cenaze merasimidir.

10 – Eserleri;

İnsancıklar – 1846
Öteki – 1846
Netochka Nezvanova – 1849
Ezilmiş ve Aşağılanmışlar – 1861
Ölüler Evinden Anılar – 1862
Yeraltından Notlar – 1864
Suç ve Ceza – 1866
Kumarbaz – 1867
Budala – 1869
Ecinniler – 1872
Delikanlı – 1875
Karamazov Kardeşler – 1881

İsminde 12 romanı, bunlara ek; 20 tane ”Kısa Öykü” ve kurgusal olmayan iki eseri daha bulunmaktadır.

Ve Son Olarak Sözleri;

-Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır.
-İnsan olmanın sırrı kişinin yaşamasında değil, uğruna yaşayacağı bir şey olmasındadır.
-İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.
-İlkin sanat yaşamı taklit eder. Sonra yaşam sanatı. Derken yaşam varoluşunun sanatlarda olduğunu fark eder.
-Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!
-En önemli olan beyin değildir. Ona yardımcı olanlardır: karakterdir, kalptir, türlü özelliklerdir, ilerici fikirlerdir.
-Gözleri sürekli gözlerindeyse sana olan merakındandır; ama gözlerini senden kaçırıyorsa, o gözlerde sana ait birşeyler vardır.
-İnsan her şeye alışabilen bir yaratıktır ve onu en iyi anlatan tanım budur.
-Arzularımı mahvet, ideallerimi yok et. Bana daha iyisini göster ve ben de peşinden geleyim.
-İnsanın ruhunu yücelten acı, ucuz bir mutluluktan daha değerlidir.
-Bir kadının yaşamı; herhangi bir erkeğe boyun eğip bağlanmak için bir arayıştan başka bir şey değildir.
-Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.

Benzer İçerikler;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir