Gizemli Bilgiler

Dünya Üzerinde Yapılan En Gizemli Keşifler!

Dünya Üzerinde Yapılan En Gizemli Keşifler!

Günümüzde yeryüzünün altından hala gizemli keşifler çıkmaya devam ediyor. Bu içerikte ise bazıları gizemli olan, bazıları ise gizemli olmalarından ziyade ilginçlikleri ile bizleri şaşırtan keşifleri derledik. İşte o gizemli yapılar, çizimler ve eşyalar;

Taş Setler;

Peru (Gizemli keşifler)

İnkalar sadece medeniyetleri ve kanlı tarihleri ile değil aynı zamanda inşa ettikleri inanılmaz yapılarla da dikkat çekmiştir. Peru’nun Cusco bölgesindeki bu taş setler o kadar muazzam kesilip yerleştirilmiş ki 2 taşın arasına bir kağıt bile sıkıştırmak mümkün değil…

Asıl ilginç nokta taşların yapımında hiç harç kullanılmaması. Yani bazıları onlarca ton ağırlığında olan taşlar harç kullanılmadan istifleme yöntemi ile inşa edilmiştir. Bir mühendislik harikası olan bu yapı taşları nasıl taşındı, kesildi, dizildi ve yerleştirildi tam bir muamma.

Güneş Kapısı;

Bolivya (Gizemli keşifler)

Bolivya’nın Tiwanaku şehrinde bulunan yaklaşık 15 tonluk bu kapı tek bir taştan oyularak inşa edilmiştir. Güneş Kapısı ile ilgili birçok efsane vardır ancak efsaneler şöyle dursun asıl ilginç olan kapının üstündeki gizemli semboller.

Bazı uzmanlara göre işaretler astronomik ve astrolojik anlamları olduğunu söylüyor. Kapı üzerinde makineler, özel elbise giymiş astronomlar, gezegenler ve takvim yer almakta. Efsanelerin birine göre kapı başka dünyalara açılan bir geçit. Hatta bu konu bir filmde bile işlenmiştir.

Kosta Rika Taş Küreler;

Kosta Rika (Gizemli keşifler)

1930 yılında United Fruit Company isimli sebze ve meyve ekim satım şirketi, Kosta Rika’nın Diquis Deltası bölgesinde meyve ağaçları ekmek istedi. İşçiler önce bu alanı temizlemek için çalışmalara başladı ve çoğu toprağın altında olmak üzere irili ufaklı birçok taştan küre buldular.

İşçiler böylesine düzgün taşların içinde altın veya değerli bir şey olabileceğini düşünerek gizlice bir kısmını dinamitle patlattı. Taşların bir kısmı bu şekilde yok oldu, bir kısmı da işçiler tarafından götürüldü. Günümüzde bu bölgede çapları 1-2 cm’den, 2,5 metreye kadar 300’den fazla taş küre bulunmaktadır.

O yıllardan beri araştırılan bu taş küreler hakkında tahminler hariç kesin bir bilgiye hala varılamadı. Kürelerin doğal yollarla oluşamayacak kadar düzgün olması nedeniyle, insanların, o zamanlarda bazıları 20 tondan ağır olan bu taş küreleri nasıl yaptığı ve kestiği konusunda kesin bir sonuca varamıyor.

Uzun Kafatasları;

Peru (Gizemli keşifler)

Yine Peru’daki bir keşiften söz edeceğiz. Bu gizemli kafatasları insanın aklına önce uzaylıları getirse de öyle değil, insanlar bu kafataslarını geleneklerine göre kendileri şekillendirdi. Yapılan araştırmalar sonucunda 1300’lü yıllarda yeni doğmuş bebeklerin kafası bezlerle sıkıca sarılarak zaman içinde yumuşak olan kafatası bu şekli alırdı.

Ölümcül olabilen bu uygulama yüzünden birçok bebek hayatını yitirmiş, yapılan keşiflerde çok sayıda kafası bez ile sarılı bebek iskeletleri bulunmuştur. Kafatası uzatma uygulamasının farklı birçok yöntemi daha vardır. Bu gelenek sadece Peru ile sınırlı olmayıp eski çağlarda dünyanın birçok yerinde uygulanmıştır ve bugün hala uygulayan kabileler vardır.

Sualtı Şehri Yonaguni;

Japonya (Gizemli keşifler)

Dalgıç Khachiro Aratako tarafından kazara keşfedilen bu tarih öncesi kalıntılar tahmini 12 bin yaşında olduğu düşünülüyor. Profesör Masaaki Kimura, yapının doğal yollarla oluşmadığı ve bariz bir şekilde insan eliyle yapıldığını ileri sürüyor…

Fakat bilim insanları bu yapının o zamanlarda inşa edilmesinin mümkün olmadığını söylüyor. Mu kıtasının varlığını kabul eden arkeologlar ise yapının Mu ile bağlantılı olduğunu düşünüyor. Çok eski çağlardaki insanlar bizim sandığımız gibi ilkel miydi, yoksa biz tarihi yanlış mı biliyorduk.

Torino Kefeni;

Fransa (Gizemli keşifler)

Bu kanlı bez parçası 14. yüzyılın ortalarında Fransa’nın Lirey kentinde ortaya çıktı. Üstündeki izler sebebiyle kefenin milattan sonra 30’lu yıllara ait olduğu ve İsa Mesih’in çarmıhtan indirildikten sonra üstüne örtülen örtü olduğuna inanılmaktadır.

Hristiyan dünyasının en değerli eşyalarından biri olan kefene, dalga boyları aracılığıyla radyasyon ölçümü yapılan testte, kefenin milattan önce 300 ile milattan sonra 400 yılları arasındaki bir döneme ait olduğu tespit edildi. Bazılarına göre ise kefen bir Orta Çağ sahtekarlığı olarak görülmektedir.

Nazca Çizgileri;

Peru (Gizemli keşifler)

Bu çizgiler aslında 2000 yıldan daha eski olmalarına rağmen 20. yüzyılın başlarında keşfedildi. Çünkü çizgilerin bir sembol olduğunu anlamak için yukarıdan bakmak gerekiyordu. Uçaklar gökyüzünde uçmaya başladığında bu şekiller de o zaman gün yüzüne çıkmış oldu.

Güney Peru’da yer alan bu semboller İnka öncesi Nazca kültürüne ait ve çizgilerin Nazca Tanrılarına ait olduğu düşünülüyor. Bazıları 300 metreden daha büyük olan hayvan, bitki ve çeşitli hayal ürünü olan motifler yerden nasıl bu kadar düzgün bir şekilde çizildikleri büyük bir merak konusu.

Firavun Tutankamon;

Mısır (Gizemli keşifler)

1922 yılında İngiliz Mısır Bilimcisi Howard Carter, henüz çok genç yaşta ölen Firavun Tutankamon’nun mumyasını keşfetti. Howard Carter sanduka içerisinde yatan Tut’u bulduğunda odanın duvarında; “Ölüm, firavunların huzurunu bozanı kanatlarla katledecektir.” yazıyordu.

Howard Carter yazıları önemsemedi, bunlar mezar hırsızlarını korkutmak için yazılmış yazılar olduğunu biliyordu ve 3300 yıl sonra mumyayı gün yüzüne çıkardı. Ancak Tutankamon laneti aldı başını gitti, neden mi? Çünkü o odaya giren ekip ve bilim adamları kısa zaman içinde hayatlarını kaybettiler.

Bu keşiften sadece 4,5 ay sonra ilk olarak arkeolog George Carnavaron aniden komaya girerek hayatını kaybetti. Ölümler daha sonra da devam etti ve ardı ardına diğer arkeologlar da hayatını kaybetti. Sadece Howard Carter ve James Henry Breasted ağır ateşlenme geçirmelerine rağmen hayatta kalabildiler.

Benzer İçerikler;

Share:

Yorumlar