Temmuz 16, 2019 Belki de Dünyanın En Meşhur Seri Katili Karındeşen Jack!

Dünyanın Gelmiş Geçmiş En Meşhur Seri Katili Karındeşen Jack!

Karındeşen Jack veya dünyaca bilinen adıyla Jack the Ripper’ı daha önce mutlaka duymuşsunuzdur. Onu bu denli ünlü yapan işlediği cinayetler değil, hiç bir zaman bulunamaması ve adeta polisle dalga geçer gibi mektuplar yollayarak, ”Beni asla yakalayamayacaksınız.” demesidir.
Karındeşen Jack kurbanlarının önce boğazını keserek öldürüyor, sonra karınlarını deşiyordu, bazen kalplerini yanında götürüyor, bazen böbreklerini yiyordu. Karındeşen Jack korkusu o dönem yaklaşık 2,5 ay sürdü ve sonrasında sırra kadem bastı. Lafı daha fazla uzatmadan işlediği cinayet saatlerine doğru yolculuk yapalım…

Olaylar İngiltere’nin Londra şehrinin doğu yakasında fakir bir mahalle olan Whitechapel’da geçiyor. Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız bu mahalleyi şehrinizdeki çok olaylı geçen bir mahalle gibi düşünebilirsiniz. Meyhaneler, genelevler ve kumarhanelerin bulunduğu bu batakhanede insanlar kavgalara ve hatta cinayetlere bir nebze alışkınlardı. Ancak her ne olursa olsun faili meçhul cinayetlerden herkes korkar ve oradaki hayat kadınları için acaba sıra bende mi diye sormalarına mutlaka neden olmuştur. Peki neden hayat kadınları derseniz, Karındeşen Jack kurbanlarını sadece hayat kadınlarından seçiyordu.

31 Ağustos 1988…
Karındeşen Jack ilk cinayeti (bilinen) için dışarıya çıktı. Polly lakaplı Mary Ann Nicholls adında 43 yaşındaki hayat kadınını takip etti ve saat 3.30 sularında boğazından soldan sağa iki kesik atarak öldürdü ve daha sonra karnını yardı. Cinayetten yarım saat sonra iki kişi tarafından farkedilen kurban hastaneye götürüldü, ancak Polly çoktan ölmüştü. Polis cinayetin mahalledeki çeteler tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimali üzerine durdu. Fakat sorgulanan bir kaç isimde hiç bir kanıt bulunamadı…

8 Eylül 1988…
Polis tüm hızıyla bu katili ararken Karındeşen Jack ilk cinayetinden 8 gün sonra tekrar dışarıya çıktı ve seçtiği kişi yine bir hayat kadınıydı. Annie Chapman isimli 47 yaşındaki kadın, müşteri bulmak için dışarıya çıkmıştı. Saat 01:45’de öldürüldüğü tespit edilen kadın ilk olay yerinin yaklaşık bir kilometre yakınında bulundu ve bu cinayet ilk cinayetinden daha caniceydi. Yine ilk önce kurbanın boğazını kesen Karındeşen Jack bu sefer iç organlarının çoğunu dışarıya çıkarıp parçalamıştı. Bu olaydan sonra mahallede korkular artmış, gazeteler olayları baş sayfada vermişti. Bir takım ifadelere göre Jack uzun boylu, uzun paltolu, şapkalıydı ve elinde bir çanta taşıyordu. Bu cinayetten sonra polisler daha dikkatli araştırmalar yapmaya başladı ve birçok şüpheliyi gözaltına aldı ve tam bu sıralarda 15 Eylül 1988 tarihinde Karındeşen Jack Whitechapel Vigilance Komitesi’ne bir mektup gönderdi.

Whitechapel Vigilance Komitesi o dönemdeki cinayetlerden endişe eden yerel iş adamları tarafından kurulmuştu ve başında George Lusk vardı. Mektubun çevirisi şöyle;
”Cehennemden.
Bay Lusk, 
Efendim,
Size böbreğin yarısını gönderdim, bir kadından aldım, sizin için bir kısmını kızarttım ve çok güzeldi. İsterseniz size imzalı kanlı bıçağımı gönderebilirim. Ne zaman yapabilirsen beni yakala Misther Lusk.”

Gazetelerde haber olan bu mektuptan sonra nedendir bilinmez komiteye bine yakın mektup geldi. Taklitçilerden gelen bu mektuplar komiteyi epey bir oyaladı, ancak 27 Eylül 1888’de gelen mektupların arasından birinin Karındeşen Jack tarafından gönderildiği anlaşıldı. Çünkü mektupta ilk kurbanı ile ilgili bir detay vermişti. Detay, ilk kurbanının kulağını kesmiş olmasıydı. İşte o 2. mektup;

Sevgili Patron,
Sürekli polisin beni yakaladığını duyuyorum ama henüz beni yakalayamadılar. Doğru iz üzerinde çalıştıklarını ve çok akıllı olduklarını düşünmelerine gülüyorum. Leather Apron hakkındaki şaka bana çok uyuyordu. Ben fahişelerin peşindeyim ve yakalanıncaya kadar onları kesmeye devam edeceğim. Son işim gerçekten harikaydı. Kadının ses çıkarmasına bile müsaade etmedim. Beni nasıl yakalayacaksınız. İşimi seviyorum ve tekrardan devam etmek istiyorum. Yakında küçük komik oyunlarımla beni yine duyacaksınız. Bir sonraki işimde bayanın kulaklarını koparıp polis memurlarına gönderirim. Biraz daha iş yapana kadar bu mektubu saklayın. Bıçaklarım hâlâ keskin ve o kadar güzel ki, şansım olursa hemen çalışmak istiyorum. İyi şanslar.

Karındeşen Jack bu mektuptan 2 gün sonra 29 Eylül 1888’de 3. ve 4. cinayetini işledi. Aynı gün içerisinde iki cinayet işleyen Karındeşen Jack’in bu seferki kurbanlarının adı 44 yaşındaki Elizabeth Stride ve 46 yaşındaki Catharine Eddowes’dı. İki cesette ertesi günün sabahında bulundu. Bu iki cinayette kurbanlar düzgün bir şekilde kesilmesi ve organlara zarar vermeden alınması sonucu katilin bir kasap veya cerrah olabileceği üzerinde duruldu. Daha fazla şüpheli göz altına alınsa da bir türlü Karındeşen Jack yakalanamıyordu. Üstelik Catherine Eddowes isimli kurbanın cesedinin yakınındaki bir duvara tebeşirle ”Yahudileri boş yere suçluyorsunuz.” diye bir yazı yazılmıştı. Bu belki bir aldatmacaydı ancak polisler yine de yahudiler üzerinde sorgulara başladı. Fakat nafile…

Karındeşen Jack son cinayetlerinden sonra bir süre duruldu. O dönemde katili bulunamayan cinayetler işlense de Karındeşen Jack’in uyguladığı cinayetlerden farklıydı. Jack, son olarak yaklaşık 40 gün sonra 10 Kasım 1888 tarihinde son cinayetini (bilinen) işledi. Son kurban, diğerlerine göre oldukça genç olan 25 yaşındaki Mary Jane Kelly’di. En son saat 03:00 civarı görülen Mary’nin cesedine sabah 10:30’da ulaşıldı. Üstelik diğer cinayetlerin aksine kendi evinde ölü bulunmuştu. Cesedi bulan kişi kirayı almak için gelen Thomas Bowyer’dı, kapıyı çaldıktan sonra cevap alamayan Bowyer perdeden baktığında Mary’nin korkunç şekilde öldürülmüş cesedini gördü. Mary’nin göğüsleri kesilmiş, iç organları boşaltılmış ve masaya koyulmuştu.

Bu cinayet kayıtlara Karındeşen Jack’in son cinayeti olarak geçti, 31 Ağustos’ta başlayan cinayetleri 10 Kasım’da son buldu. Yaklaşık 2,5 ay içerisinde 5 hayat kadınını vahşice katleden Jack bu tarihten sonra başka bir cinayet işlemedi. Sorgular ve aramalar devam etti, sadece hayat kadınlarını öldürmesi, onların rahimlerini alması beraberinde birçok teoriyi öne sürdü. Bu teorilerden biri Jack, bir hayat kadınından hastalık kapmıştı ve intikam almak için hayat kadınlarını öldürüyordu. Olayda 2000’den fazla kişi sorguya çekilmiş, 100’e yakın kişi gözaltına alınmıştır. Nitekim hiç bir sonuç alamayan polisler 4 yıl sonra 1892 yılında davayı kapatmıştır.

Notlar
-Jack ismi gelen mektuplardan birinde katil olduğunu iddia etmiş birisi tarafından ortaya çıkmış ve medya yoluyla yayılarak ismi Karındeşen Jack olarak kalmıştır.
-Bu cinayetlerden sonra Karındeşen Jack’i taklit etmeye çalışan birçok katil olmuştur. Jack cinayetleri bıraksa da hâlâ onun tarzında cinayetler gerçekleşmeye devam etmiştir.
-Karındeşen Jack 2006 yılında tarihin en kötü İngiliz’i seçilmiştir.
-2015 yılında Doğu Londra’da Jack the Ripper Museum (Karındeşen Jack Müzesi) açılmıştır.
-Cinayetlerden tam 100 yıl sonra 1988 yılında Jack the Ripper, 2001 yılında ise Cehennemden Gelen adında filmler çıkmıştır, bunlara ek olarak cinayetler birçok film ve diziye ilham olmuştur.
-2014 yılında DNA uzmanı Jari Louhelainen, Karındeşen Jack’in son kurbanının evinde kana bulanmış bir şaldan DNA örnekleri almış ve o zamanlar baş şüphelilerden biri olan Polonya göçmeni bir yahudi berber Kosminski’nin soyundan gelen kişilerle karşılaştırmıştır. Ve sonuç olarak Jari ”Şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlandığını” söylemiştir. Kosminski, o zamanlar delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı.

Benzer İçerikler;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir