Kasım 15, 2018 Marie Balter'ın Herkese İlham Veren Hikayesi!

Herkese İlham Olacak Marie Balter’ın Zorlu Hayat Hikayesi!

Marie Rose Balter 1930 yılında evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelir. Alkolik annesi ona bakamayınca Marie’yi 5 yaşındayken yurda verir. Çok geçmeden bir karı-koca Marie’yi evlatlık almak ister.

Bu durumda Marie için hayat çok güzel olabilirdi, yeni bir aile, yeni bir hayat, onu sevecek anne ve baba. Ancak maalesef Marie için kabuslu günler devam edecekti, çünkü Marie’yi evlatlık edinen aile sadist bir çifttir. İtalyan asıllı bu çift Marie’yi evin bodrumuna kapatır ve sistematik şekilde işkence ederler.

Bu aile dışarıdan bakıldığında saygın bir aile olarak bilinir, bu yüzden kimse böyle bir durumdan şüphelenmez. Sadist çift, uzun yıllar boyunca bu durumu rahatlıkla gizlerler. 10 yıldan fazla süren bu işkenceler sonucunda Marie depresyona girer ve felç geçirir.

Yaşadığı ağır travma halüsinasyonlar görmesine sebep olur ve hastaneye götürdükleri Marie’ye doktorlar şizofren teşhisi koyar. Marie akıl hastanesine, çift ise evlerine döner. Marie 17 yaşındadır ve hayatında hala hiç gülmemiştir.

Akıl hastanesinde geçirdiği yıllar Marie için yine zorlu olacaktı. Çaresizlik ve umutsuzluk içinde olan Marie yeme içmeden kesilir, intihara kalkışır, ölmek ister. Tam 17 sene boyunca akıl hastanesinde yatan Marie 34 yaşına geldiğinde, doktorlar tarafından durumu yeniden değerlendirilir ve onun şizofren olmadığına, ağır depresyonda olduğuna ve panik ataklar yaşadığına karar verirler. Kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin desteğiyle Marie hastaneden çıkar ve 34 yıl sonra ilk defa özgürdür.

Fotoğraf: Historic Images

Marie Rose Balter hastaneden çıktığında 34 yaşındaydı, bu yaştan sonra ne yapabilirdi, her şey için çok geç değil miydi? Marie hayatını mahveden o aileyi, biyolojik annesi ve babasını bulup intikam alabilirdi, şikayetçi olabilirdi, hakları da vardı. Ancak Marie kızgınlığını, öfkesini, nefretini bir kenara koydu ve hayata sıfırdan başlamayı tercih etti.

Fotoğraf: Historic Images

İlk işi eğitim almak olan Marie bir süre sonra kendini üniversite sınavında bulur. Yetkililer ”Başarılı olman imkansız” der, Marie ise Salem Üniversitesi’nde Psikyatri bölümünü kazanır. Üniversite yıllarında kanser hastalığına yakalanır ve daha sonra bu hastalığı da yener.

Marie, kendisi gibi akıl hastanesinde yatmış ve daha sonra iyileşip çıkmış olan Joe ile evlilik kurar ancak bu beraberlik 6 yıl sürer ve Joe vefat eder.

Marie Rose Balter üniversite eğitimini bitirir ve artık doktordur. Fakat Marie eğitim almaya devam eder ve Harvard’da mastır yapar. Konferanslar verir, biyografisi yazılır, hayatı film olur.

Ve Marie Balter 58 yaşında iken 17 yaşında girdiği ve 17 yıl boyunca pencere kenarlarında oturduğu, dışarıyı seyrettiği, aklını yitirip intihara kalkıştığı, belki de hayal bile kuramadığı Danver Akıl Hastanesi’ne baş yönetici olarak atanır.

Marie Rose Balter verdiği konferansların birinde şunları söyler;

”Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak dönemezdim.
En uzun yolculuklar yüreğimize yaptığımız yolculuklardır. Affetmek ise bu yolculuktaki en kestirme yoldur. Affetmeniz gereken her yara içinde bir ders barındırır. Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşmek ve bununla yüzleşmek zorunda kalsak bile…”

Marie 6 Ağustos 1999 yılında 69 yaşında iken hayata veda eder.

Not: Marie’nin hayatının beyazperdeye uyarlandığı filmin adı: Nobody’s Child ve bu içerikteki fotoğrafların bazıları filmin baş rolündeki karaktere aittir.

Benzer İçerikler;

Yorum Gönder