Ocak 9, 2019

Nereden Geldiği Bilinmeyen 4 Esrarengiz Ziyaretçi!

1 – Yeşil Çocuklar;

12. yüzyılda İngiltere’nin Suffolk şehrinin Woolpit isimli bir köyüne bir kız çocuk ve bir erkek çocuk olmak üzere iki kardeş geldi. Bu çocuklar hiç bilinmedik bir dille konuşuyor, farklı şeyler giyiyor ve sadece fasulye yiyorlardı, ancak en belirgin özellikleri ise yeşil bir tene sahip olmalarıydı.

Woolpit Köyü

Yeşil çocuklar ile iletişim kuramayan köylüler bu çocukların nereden geldiklerine de bir anlam veremediler. Zamanla bu çocuklar başka yiyeceklere adapte olarak yeşil renklerini kaybettiler. Bir süre sonra erkek ve daha küçük olan çocuk yaşamını yitirdi. Kız çocuk ise köylülerin yardımı ile İngilizceyi öğrendiğinde kardeşi ile birlikte bir yer altı dünyası olan ve güneşin hiç parlamadığı Alacakaranlık Ülkesi’nde yaşadıklarını, kardeşi ile birlikte iken çok güçlü bir ses duyduklarını ve sonra kendilerini burada bulduklarını söylemiştir. Kız çocuğu da bir süre sonra hastalanmış ve hayatını kaybetmiştir.

2 – Jerome;

1863 yılında İskoçya’nın Sandy Cove kumsalında 8 yaşındaki bir çocuk tarafından iki bacağını kaybetmiş bir adam bulunur. Halk tarafından adama yardım edilir ve onunla konuşmaya çalışırlar, fakat gizemli adam hiç kimse ile anlaşamıyordu. Hangi dili denediler ise adam ile iletişim kuramadılar. Adamın konuştuğu dili ise hiç kimse anlamıyordu ve devamlı ‘Jerome’ diye kendi kendine fısıldıyordu.

Esrarengiz bu adamın nereden geldiğini hiç kimse anlayamadı, kıyıda yer alan gemisi ise daha önce gördükleri gemilerin dışında çok farklı bir gemiydi. Adama yetkililerden bazıları yardım etmek amacıyla bakımlarını üstlendi. İki bacağı kesilmiş adamla kimse iletişim kuramadı ve 1912 yılına kadar yaşadıktan sonra gizemi çözülmeyen adam hayatını kaybetti.

3 – Joseph Vorin;

1851 yılında Almanya’nın Frankfurt şehrinde bir kasabada oldukça şaşırmış halde, oraya nasıl geldiğini anlamaya çalışan bir adam bulunur. Adamın suçlu olduğu varsayılarak sorgulanmak için yetkili kişilere götürülür. Adamla ilk başlarda bir iletişim kurulamaz, fakat daha sonra yavaş yavaş adamla anlaşmaya başlarlar ve adamın 3 dil bildiğini öğrenirler. Bunlar Laxarian, Abramian ve değişik bir lehçe ile Almanca.

Adam kendisinin Laxaria isimli bir ülkede yaşadığını iddia etmiş ve buraya nasıl geldiğini bilmediğini söylemiştir. Ülkesinin coğrafyasını titizlikle ayrıntılı bir şekilde anlatan adam, dünyasında 5 bölge olduğundan bahsetmiştir. İspatiana adında bir dine mensup olduğunu ve kayıp kardeşini ararken kendini bir anda bu bölgede bulduğunu söylemiştir. Son hatırladığı şey ise gemiyle seyahati sırasında bir aksilik çıktığı ve kendisini bu yerde bulduğudur. Adamın kayıtlarda ismi olmadığı ve bir kaçak olmadığı belirlenmiş, bir süre sonra da serbest bırakılmıştır.

Kızıl Kadın;

1803 yılında Japonya’nın Hitachi şehrinin kıyılarına kırımızı renkli bir ağaçtan yapılmış, gövde kısmı cam ve metalle kaplanmış 5 metre çapındaki bir cisim yaklaşır. Bu sıra dışı kayığın içinde saçı ve kaşları kırmızı olan soluk beyaz yüzlü bir kadın vardır. Cismin üzerinde ise hiç görmedikleri şekillerde yazılar yazılıdır. Cisimden çıkan kadın farklı bir dilde konuşmakta olup elinde de bir kutu taşımaktadır.

Halk elindeki kutuya bakmak istese de kadın buna izin vermez. Kadının görünüşünden ve konuşmalarından korkan halk onu uzaklaştırmak isterler ve kadını geldiği kayık ile birlikte tekrar denize geri dönmesini sağlarlar. Halk bu olaya oyuk gemi adını vermiştir ve bu olay hakkında Japonya’da çok fazla resim çizilmiş, kitaplar yazılmıştır. Kadın kimdi, nereden gelmişti ve elindeki o kutu neydi?

Benzer İçerikler;

Yorum Gönder