Mart 14, 2019

Kız Kulesi Altındaki Gizemli Geçit!

İstanbul şehri dünya tarihinin en önemli şehirlerinden birisidir. Bir çok devletin izini taşıyan İstanbul bir çok gizemli olaylara da ev sahipliği yapmaktadır. Bugün ki konumuz inşaatına ne zaman başlanıldığı tam olarak bilinmeyen Kız Kulesi’nin mahzeninden aşağıya doğru açılan gizli bir geçit;

Bir gün ünlü fizikçi Sir Francis Crick’in kapısını gizemli biri çalar, adamın son derece bozuk bir aksanı vardır, elinde bir defter göstererek Sir’e satmak ister. Deftere göz atan Sir içinde bazı teknik çizimler görür, adamın ısrarı üzerine bir kaç sterlin vererek adamı gönderir.

Çizimlere baktığında gözüne tanıdık gelir ve sonra çizimlerin Kız Kulesi’ne ait olduğunu anlar, ancak kule 3 katlı resmedilmiştir. Kule ile alakalı tüm bilgileri toplayarak karşılaştırır. Başta çizimlerin yanlış olduğunu düşünür fakat merakına yenik düşüp notları tercüme ettirir.

Notlara göre kulenin mahzeninde aşağıya inen bir geçit vardır ve geçitten deniz tabanı altında bulunan bir başka yapıya ulaşılmaktadır. Sir ayrıca notlarda tarif edilen anahtarın aynısını bir demir ustasına yaptırır ve anahtarı eline aldığında sadece İstanbul’a gitmeyi düşünür.

Sir, yüksek bağlantılarını kullanarak İngiltere’nin Türkiye büyük elçiliği vasıtası ile dönemin Türk hükümetinden ‘Mimari İnceleme’ adı altında 5 günlük bir izin alır, ancak yanlarına her ihtimale karşı bir koruma memuru tahsis edilir. (Bu arada bu olay 1960 yılında yaşanmıştır.)

Sir, yardımcısı ve koruma memuru ile Kız Kulesi’ne ulaşır. Ancak koca bir kayanın kırılması gerekir. Bunun koruma memuru ile mümkün olamayacağı için memura rüşvet verip kurtulurlar. Daha sonra kayayı parçalar ve bir kapağa ulaşırlar ancak Sir yaptırdığı anahtar ile kapağı açamaz.

Ertesi gün kapağı yüksek ısı ile açmaya karar verirler ve kapağı eritmeyi başarırlar. Geçit son derece karanlık ve dardır, Sir ip yardımı ile aşağıya kadar sarkar derinlik neredeyse 35 metre civarındadır. Aşağı indiğinde lambasını yakar ve kendisini büyük bir girişte bulur.
Biraz dolaştıkça kemerli ve kubbeli olan bu yapının neredeyse 500 m2 genişliğinde olduğunu anlar. Yapı bir çok odadan oluşmaktadır. Duvarlarda freskler vardır ancak yıllar içerisinde okunamaz hâle gelmiş. Ana oda da bir sembol görür, ama bu sembol ne Osmanlı’ya ne Bizans’a aittir.

Yapının bazı odaları çökmüştür. Çok eski bir kılıç bulur, kılıcın boyu kısa kabzası ise çok ufaktır. Mekanı elinden geldiğince aydınlatır ve gördüğünüz bu fotoğrafları çeker. Sir kılıcı da alıp bu yerden çıkar ve çimento ile söktükleri taşlarla geçidin ağzını yeniden kapatırlar.

Sembolü kime gösterdiyse bir türlü çözülemez. Kılıca yaptırdığı karbon testinden sonra, kılıcın 2000 yıl öncesine ait olduğu ortaya çıkar. Bu konu Francis Crick’in 2004 yılında ki ölümüne kadar saklı kalır ölümünün ardından fotoğraflar ve araştırmalar torunu tarafından bulunur.

Kaynak; Kült tv

Benzer İçerikler;

Facebook Yorumlar