Tarih & Antik Çağ

Vlad Tepeş veya Diğer Adıyla Kazıklı Voyvoda’nın Hayatı!

Vlad Tepeş veya Diğer Adıyla Kazıklı Voyvoda’nın Hayatı!

Doğuda Kazıklı Voyvoda, batıda Kont Drakula olarak bilinen III. Vlad tam ismiyle Vlad Tepeş aldığı acımasız kararları ve Türk düşmanlığı ile bilinmektedir.
Vlad Tepeş kimdir, vahşi katliamları, Fatih Sultan Mehmet’e yaptığı suikast girişimi ve ölümü;

Vlad Tepeş’in Gençliği;

Vlad Tepeş, Eflak Prensi olarak 1431 yılında günümüzde Romanya sınırları içerisinde yer alan Transilvanya’da dünyaya gelmiştir. Babası II. Vlad Osmanlı’ya yenilince vergi ödemeyi kabul etmiş ve 11 yaşındaki ortanca oğlu Vlad Tepeş ile 7 yaşındaki küçük oğlu Radu’yu Osmanlı’da yetiştirilmesi adına Anadolu’da bırakmak şartı ile ülkesine geri dönebilmiştir.

Tokat şehrinde beylik şehzadeleri ile birlikte yetişen bu çocuklardan Radu (Güzel Radu veya Yakışıklı Radu olarak da bilinir) İslam kültürü ile yetişmiş, kendi isteğiyle Müslüman olmuş ve daha sonrasında ise Radu Bey olarak anılmıştır. Hakkında tecavüze uğradığı gibi türlü iftiralar atılmış olsa da, tüm bunlar sadece Bizanslı Tarihçi Laonikos Halkokondiles tarafından ortaya atılmıştır.
Vlad Tepeş ise küçük kardeşinin aksine içten içe Osmanlı’ya karşı kin besleyerek büyümüştür.

1447 yılına gelindiğinde Macar Komutanı Janos Hunyadi, II. Vlad’ın Osmanlı İmparatorluğu’na olan bağlılığı nedeniyle Eflak’a sefer düzenleyerek tahtı II. Vlad’ın elinden almıştır. Hunyadi, tahtı ele aldıktan sonra II. Vlad’ı kaçma girişiminden sonra yakalatarak öldürmüş, büyük oğlunu ise diri diri toprağa gömmüştür.

Eflak Prensi Vlad Tepeş;

Bu olaydan sonda Osmanlı İmparatorluğu geriye kalan prenslerden büyük olan Vlad Tepeş’i de yanına alarak Hunyadi’yi tahttan indirmiş ve kendi himayesinde yetişmiş olan Vlad Tepeş’i başa geçirmiştir. Ancak Vlad Tepeş’in hükmü uzun sürmemiş ve II. Vladislav tarafından iki ay sonra tahttan indirilmiştir. Canını kurtarmayı başaran Vlad Tepeş uzunca bir süre sürgün hayatı yaşamıştır. Birkaç yıl geçtikten sonra ise ilginç bir gelişme yaşanmış ve II. Vladislav sefer sırasındayken Vlad Tepeş, babası ve abisini öldüren Janos Hunyadi ile işbirliği yaparak tahtı tekrar geri almıştır.

Fakat ne olduysa bu olaydan sonra yaşanmaya başlanmıştır. II. Vladislav’ı da öldürdükten sonra artık Eflak’ın mutlak hakimi olan Vlad Tepeş, Osmanlı’ya vergileri ödemeyi geciktirmiş, Fatih Sultan Mehmet’in çağrısına cevap vermemiş ve esirlerine acı çektirerek sıra dışı yöntemler ile infaz etmeye başlamıştı.

Yaptığı Katliamlar;

Demircilere dev kazanlar yaptırarak insanları bu kazanlara atmış, bazılarını diri diri yakmış, kimisini de kazıklara geçirerek öldürmüştür. Hatta Vlad Tepeş, bunları yapmamalısın diyen rahibi dahi kazığa geçirmiştir. Halkına korku salarak yöneten Vlad Tepeş bunların dışında birçok acımasız yönteme daha başvurmuştur.
Kendisine verilen vampir lakabı da bu olaylar sırasında, öldürdüğü kişilerin kanlarını fıçılara doldurarak şarap gibi içtiği iddiaları nedeniyle ortaya çıkmıştır.

Tüm bu vahşetlerden haberi olan Fatih Sultan Mehmet, bu iş için Hamza Paşa’yı görevlendirmiştir. Hamza Paşa ilk önce Vlad Tepeş’in teslim olması için kendisiyle konuşmak istemiş ve bunun için Vlad Tepeş ile bir görüşme ayarlamıştır. Ancak beklenmedik bir şekilde görüşmeyi bekleyen Hamza Paşa ve ordusu, Vlad Tepeş tarafından ani bir saldırıya uğramıştır.

Bu saldırı sonucunda 20 binden fazla Osmanlı askeri şehit düşmüş, ardından Hamza Paşa’da şehit düşünce ordunun kalan kısmı teslim olmak zorunda kalmıştır.
Türk askerlerine acımayan Vlad Tepeş yaklaşık 25 bin kişilik savaş esirinin bir kısmını kollarını ve bacaklarından kestirip kazığa geçirerek feci şekilde idam etmiştir. Gerçekleşen bu olaydan sonra ise Vlad Tepeş doğuda Kazıklı Voyvoda olarak anılmaya başlanmıştır.

Fatih Sultan Mehmet ve Vlad Tepeş;

Kazıklı Voyvoda’nın bu hainliğinin ardından sefer düzenleyen Fatih Sultan Mehmet, ordusu ile birlikte bölgeye geldiklerinde gördükleri bu manzara karşısında adeta şok oldular. 3 kilometre uzunluğunda ve 1 kilometre genişliğinde binlerce insan kazığa geçirilerek öldürülmüştü. Askerler bu görüntü karşısında adeta yıkıldılar, akıllarını sıyıracak duruma geldiler.

Akabinde ise Osmanlı ordusuna karşı kaçak dövüşmelerine rağmen Eflak kısa sürede fethedildi. Yakalanacağını anlayan Kazıklı Voyvoda Fatih Sultan Mehmet’e bir suikast girişiminde bulundu, başarısız olunca da birkaç yardımcısı ile birlikte ülkeyi terk etti. Ancak ülkeyi terk etmeden önce su kuyularını zehirledi, tüm ekinleri yaktırdı, hapishanedeki mahkumları ve veba hastalarını salıvererek Türklerin arasına karışmaları emrini verdi.

Fatih Sultan Mehmet Eflak’ın başına bu sefer Radu Bey’i getirdi. Kazıklı Voyvoda ise Eflak’tan kaçtıktan sonra Macaristan Kralı Matthias Cornivus’a sığındı. Ancak Kazıklı Voyvoda buraya sığınmadan önce Macaristan Kralı, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştı. Macaristan Kralı, Kazıklı Voyvoda’yı Fatih Sultan Mehmet’e teslim etmese de gizlice zindana attı ve Kazıklı Voyvoda uzun bir süre boyunca burada kaldı.

Daha sonra ilerleyen zamanlarda kraliyet ailesi ile iyi ilişkiler kuran Kazıklı Voyvoda 12 yıl sonra sürgün hayatı bitti ve özgür bırakıldı.
1476 yılında Eflak’a geri dönen Kazıklı Voyvoda tekrar tahta geçti, fakat aynı sene Osmanlı İmparatorluğu ile yaptığı bir savaşta öldürüldü ve ölümünün ispat edilmesi için başı kesilerek İstanbul’a getirildi.

Drakula Efsanesi;

1897 yılında Yazar Bram Stoker tarafından yazılan Kont Drakula kitabından esinlenilerek onlarca vampir temalı Drakula adında filmler çekildi, bunlara 1952 yılında Drakula İstanbul’da (Yeşilçam’ın ilk korku filmi) filmi de dahil. Daha sonra farklı isimler ile yapılan tüm vampir konulu film, çizgi film ve kitapların kökeni Kont Drakula ya da diğer adıyla Kazıklı Voyvoda’ya dayanmaktadır.

Benzer İçerikler;

Share:

Yorumlar