Suç ve Şiddet

Dünyanın En Büyük Müze Soygunu; İsabella Stewart Gardner!

Dünyanın En Büyük Müze Soygunu; İsabella Stewart Gardner!

Yıl 1990.
Yer Amerika.
En büyük müze soygunu olarak tarihe geçecek bu sanat soygununu gerçekleştirecek olan ekibin muhteşem bir planı vardı. Sadece gereken tek şey doğru zamanı beklemekti…
Aziz Patrick, İrlandalıların koruyucu azizidir ve Patrick’in ölüm yıl dönümü olan 17 Mart’ta kutlamalar yapılır. Hristiyanlara özgü bu kutlamalarda halk; müzik, dans ve gayda eşliğinde sabahlara kadar eğlenir. Hırsızlar da soygun için işte bu festivalin yapıldığı günü seçmişti.

Saat 00.30 civarı…

Soygun ekibinden iki kişi polis kıyafetleri giyerek İsabella Stewart Gardner isimli müzenin yan bahçesine doğru gelerek, müzede devriye gezen iki güvenlik görevlisine; “İçeride ters bir şeyler olduğuna dair ihbar aldık, içeriyi kontrol etmemiz gerekecek.” der.

Güvenlik görevlileri polisleri hemen içeriye almak istemez, temkinli davranır. Fakat gerçekten de içeride ters bir şeylerin olma ihtimalini de düşünerek, polisleri inceleme yapmaları için endişe içinde içeriye alırlar.
Ve böylece tarihin en büyük soygunlarından biri başlamış olur.

Polis kılığındaki soyguncuların robot çizimleri

Görevliler etkisiz hale getirilir;

İki güvenlik görevlisi ve iki soyguncu içeriye girdikten sonra, polis kılığındaki soyguncular önce etrafa bakar. Kısa bir süre geçtikten sonra polislerden biri, güvenlik görevlilerinden birine; “Ben sanki seni bir yerden tanıyorum.” der. Görevliyi yanına çağıran polisin amacı güvenlik görevlisini alarmlardan uzaklaştırmaktır. Görevliyi yanına çağıran polis; “Bizimle geliyorsun.” diyerek ellerini kelepçeler. O sırada diğer güvenlik görevlisi; “Neler oluyor, ne yapıyorsunuz!?” diye polislere müdahale etmeye çalışsa da artık çok geçtir.

Oyunu daha fazla uzatmayan polis kılığındaki soyguncular silahlarını çıkartarak; “Oyun bitti! Bu bir soygundur!” der ve diğer güvenlik görevlisini de tutuklarlar. Görevlileri bağlayıp, ağızlarını bantlayarak etkisiz hale getiren soyguncular dışarıdaki diğer arkadaşlarına haber verirler.

Güvenlik kameralarına yansıyan bir görüntü

Soyguncular ilk önce ünlü ressam Rembrandt’ın otoportresini gözüne kestirir. Ancak bu girişim başarılı olmaz, çünkü tabloyu duvardan aldıkları anda alarmlar ötmeye başlar. Basit bir soygun oldu diye düşünen soyguncular bir anda telaşa kapılır ve hemen tabloyu geri bırakırlar.

Çok hızlı karar vermeleri gerekmektedir ve hırsızların aklına zekice bir fikir gelir; tabloları kesip çerçevesiz almak. Hırsızlar bu yöntem ile 13 adet çok değerli resmi alarak kaçarlar. Çaldıkları bu 13 resim, günümüzde 400-600 milyon dolar arasında bir değere tekabül etmektedir.

Soyguncular hakkında birçok detaya ulaşılmış, ilk girenlerin robot resimleri çıkarılmıştı. Fakat tüm çabalara rağmen hiçbir zaman yakalanmadılar. Müze yetkilileri ise çalınan eserlerin çerçevelerini bugün bile kaldırmış değil çünkü eserlerin bir gün geri geleceğine inançları tam.

FBI bu eserlerin bulunması için 10 milyon dolarlık bir ödül koydu, ancak 1975 yılında bir müzeden çalınan 23 esere koyulan ödülden sonra, ödül için hırsızlar başka kişilerle eserleri teslim etmiş ve sonra tekrar çalmışlardı O yüzden FBI, bunun bir çözüm olmayacağını düşünmüştür. Ki zaten soyguncular hakkında çok fazla detaya ulaşılmış olsa da, günümüze dek müze soygunu failleri hakkında bir ize rastlanamamıştır.

Instagram | Uygulama | YouTube | Destek Ol

Yorumlar