Kasım 15, 2018

Kayıp Kıta Mu (Tüm Bilgileri Toparladım)

Mu Kıtası yazımız oldukça uzun olacak fakat konunun gizemi sizi içine çekeceği için ne zaman bittiğini bile anlamayacaksınız.
Yazımız toplam 4 bölümden oluşuyor;
1. Kayıp Kıta Mu Nedir?
2. Atatürk’ün Mu Kıtası Araştırmaları.
3. Kayıp Kıta Mu ile Alakalı Elde Edilmiş Tüm Bulgular.
4. Büyük Teori.

1 – Kayıp Kıta Mu Nedir?

Dünyada kaç kıta var? Hemen sayalım; Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya, Antarktika, Kuzey ve Güney Amerika, yani 7 kıta var. Yada 7 mi var yoksa 9 mu? Aslında pek bilinmeyen 2 kıta daha var, Zelandiya ve Mu kıtası.

Mu, Büyük Okyanus’ta yer aldığı ve 14 bin yıl önce batarak yok olduğu ileri sürülen, hakkında bir çok kişinin araştırma yaptığı efsanevi kıtadır.

Asya ve Amerika kıtaları arasında yer almakta ve Avustralya’nın iki katı büyüklüğündedir. Hatta Atatürk bile bu kıta hakkında çok yoğun araştırmalar yaptırmıştır. Türklerin kökeninin bu kıtadan geldiğini düşünmekteydi.

Mu kıtasının varlığını ilk olarak öne süren James Churcward isimli İngiliz araştırmacıdır. 1868’de anlatılanlara göre Hindistan’da bulunduğu dönemde bir Budist rahip ile tanışır ve rahip sana bir sır vereceğim der ve onu gizli bir mağaraya, mabede götürür.

Buradaki eski tabletler ve eserleri gösterir. Araştırmacı yazar James Churcward bu eserde gördükleri bilgilere göre Mu kıtasını ortaya atar ve bir kitap yazar.

Churchward, Hindistan tapınaklarında bulduğu yazı tabletleri Naga Maya dili denilen bir dille yazılmıştır.
Sonraki yıllarda arkeolog olan Dr. William Niven Meksika’da 1921-1923 yılları arasında yapılan kazılarda 2600 tablet buldu, üstelik bu tabletler de aynı dille yazılmıştı.

Tabii ki çok fazla kanıt olmadığı için hala efsanevi olarak olarak görülen bu kayıp kıta Mu hakkında gelelim asıl ilginç olan konuya…
Burası biraz karışık gelebilir, dikkatli okumanızı tavsiye ederim.
Öncelikle Yunan alfabesi bizim alfabe gibi değil, altta gördüğünüz üzere; A-(Alpha) , B-(Beta) diye okunur ve öyle gider.
Yunan alfabesindeki bu harfler (Alpha, Beta, Gamma… yani tüm alfabe) Maya diline çevrildiği zaman ortaya gizemli bir yazı çıkıyor.

Al: Şiddetli – Páa: Hücum etmek – Ha: Su.
Alpha (Şiddetle hücum eden sular)
Be: Yürümek – Ta: Zemin.
Beta (Yayılarak düzlüklerin üzerine)
Gam: Maruz kalmak – Ma: Yeryüzü
Gamma (Kapladı toprağı)
Tüm harfler bir araya gelince şu metin çıkıyor:

Serbest Okuma:
”Sular şiddetle ovalara hücum etti. Bütün araziyi kapladı. Plajlara tepelerin olduğu alçak yerlerde girdaplar oluştu. Sular bütün dünyayı kapladı. Sular önüne gelen her şeyi ve canlıyı mahvetti. Arzın temelleri sarsıldı ve mu kıtası battı. Yalnız zirveler suların dışında kaldı. Soğuk rüzgarlar çıkıncaya kadar kasırgalar esti. Vadilerin yerlerinde derin buz çukurları oluştu. Delikler çamurla doldu. Açılan ağızdan dumanlar ve lavlar fışkırdı.”

2 – Atatürk’ün Mu Kıtası Araştırmaları;

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük meraklarından bir tanesi Türklerin kökenini ortaya çıkartmaktı. Türk tarihinin çok eski yıllara dayandığını düşünüyordu.

1930 yılında Türk Tarih Kurumu kuruldu ve birçok gizem ortaya çıkarılmışsa da Türklerin kökeni gizemini koruyordu.
Emekli general Tahsin Bey Atatürk’ü ziyaret eder. Maya ve Türk dili arasındaki benzerlikleri Atatürk’e anlatır, James Churchward’dan ve araştırmalarından bahseder.

Churchward ertesi gün Ankara’ya davet edilir ve bir akşam yemeği yenir. Churchward bulduğu nacaal tabletlerinden, yazdığı kitaplardan, Mu isimli bir kıta ve orada yaşayanların yüksek bir medeniyete ulaştıktan sonra sel ya da tufan sonucu kıtanın battığından bahseder.

Bunun üzerine Atatürk, Churchward’ın kendisine hediye ettiği 5 kitabı 60 kişilik bir heyet kurdurarak tercüme ettirir. Kitapları inceler, Tahsin Bey’i Meksika’ya elçi olarak atar ve ayrıca kendisine yüklü miktarda bir araştırma bütçesi tahsis eder.

Meksika’ya göndermesinin nedeni William Niven’in 1921-1923 yılları arasında bulduğu tabletlerdi.
Burada araştırmalarını tamamlayan Tahsin Bey 3 ciltlik bir kitap yazar, belge ve fotoğraflarla Atatürk’e sunar.

Kitaplarda Maya, Aztek ve İnka uygarlıklarının kullandıkları eşyaların Türklerin kullandıkları eşyalara benzerliği öne çıkıyordu. Tüm bu araştırmaların sonucunda Atatürk, bilimsel deliller ile bir Türk Tarih Tezi sunmuş ancak kitaplaştırmaya ömrü yetmemiştir.

Tahsin Bey Türk Tarih Kurumu’na, aldığı notları rapor halinde göndermiştir. Atatürk’e kitaplar halinde sunduğu araştırmalar, Anıtkabir kütüphanesinde, 1301 ve 1302 numaralarında ziyarete açıktır, 3. cilt ise kayıptır. 700’ü aşkın fotoğraf da Anıtkabir fotoğraf arşivindedir.

Emekli general Tahsin Bey, yaptığı araştırmalar üzerine tepek sözcüğünün tepe anlamına geldiğinden dolayı soy adını Mayatepek olarak değiştirir.
Orhun yazıtları ve Maya tabletlerindeki dilin birbirine olan benzerlikleri;

3 – Kayıp Kıta Mu ile Alakalı Elde Edilmiş Tüm Bulgular;

Kayıp Kıta Mu’yu ilk olarak dünyaya tanıtan ve en detaylı araştırmayı İngiliz subay, aynı zamanda gezgin olan James Churchward yapmıştır. Mu kıtası hakkında İngiliz gezgin toplamda 5 ayrı kitap yazmıştır.

Kitapların çıktığı günden itibaren dünyada büyük yankı bulan Mu kıtası ile ilgili bir çok araştırma yapıldı, elde edilmiş bir çok kanıta rağmen bilim adamları bu kıtayı efsanevi olarak görmektedir.

Şimdi gelelim Mu Kıtası ile ilgili bulgulara;

Çin, Hindistan, Güney Asya ülkeleri ve çevre adalarda bulunan kitabelerde, “Kıtamız battı, biz de buraya kaçtık” yazmaktadır. Bu yazılı kayalar 14 bin yıllıktır ve c14 karbon testleriyle sabittir.

En büyük bulgulardan biri ise Japon dalgıçlar tarafından, Ponape Adası kıyılarında keşfedilmiştir, ayrıca Nan Madol Adası’nda bulunan kalıntılar denizin altına doğru devam etmektedir. Devasa boyuttaki taşlardan yapılmış tapınaklar ve piramitler, Mu Kıtası’nı destekler niteliktedir.

Ayrıca Çin’de bulunan, Uygur Türklerinin 5-6 bin yıl önce inşa ettiği tahmin edilen “Beyaz piramit” de James Churcward’e göre Mu ile bağlantılı yapılardan birisidir. Çin’in sır gibi gizlediği bu piramit tam 300 metre. Mısır piramitlerinin en büyüğü Keops ise 139 metredir.

Başka bir bulgu: Meksika’daki Theotihuacan Piramidi’nin duvarında şu ifadeler yer alıyor;
”6 Kaan yılı Zak ayı II Maluk günü başlayan sarsıntı, 13 Şuen’e kadar devam etti. Mu kıtası felakete kurban gitti, bir gece de çöktü, üstünü sular kapladı. Felaket 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu.”

Kaynaklar Mu Kıtası’nda tek Tanrı inancının hakim olduğunu gösteriyor.
Mu Kıtası’nın ortadan kaybolmasının sebebi olarak; insanlarının manen ve madden en yüksek mertebeye ulaşmış olması olarak gösteriliyor.

İnsanlığın Mu Kıtası’nda doğduğu ve buradan yayıldığı bir diğer varsayım.
Ayrıca bu kıta da yaşayanlar telepati yöntemiyle seyahatlere çıkabiliyormuş.
Şöyle söyleyeyim; Teknoloji ve bilim günümüze göre çok daha ileride olduğu varsayılıyor.

Bulgulara ve izlere devam etmek gerekirse;
Uxmal, Meksika’nın Yucatan eyaletinde bulunan Kolomb-öncesi Maya yerleşim bölgesidir. Bu piramit Mayalar’ın inşa ettiği en ünlü piramitlerden biridir.
Bu tapınaktaki yazıtlarda “Geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir.” yazmaktadır.

Yine Mexico şehrinin 60 mil güneybatısında yer alan Xochicalo Piramiti’nde şu yazıtlar yer alır. “Batı ülkelerinin yıkımının anısına inşa edilmiştir.”

Lhasa belgesi; Arkeolog Schlieman tarafından Tibet Lhasa’da bulunmuştur. Bu belgede yazanların bir kısmı; ”Şehir fırtınaya tutulmuş yapraklar gibi sarsılmaya ve savrulmaya başladı, kalabalıkların acı çığlıkları etrafa yayıldı. Mabetlere ve yüksek yerlere sığındılar…”

Baal Yıldızı Yazıtı; Mezopotamya’da yapılan arkeolojik kazılarda çıkarılmıştır. Akad uygarlığına aittir. “Ölümden kaçanlar…” diye başlayıp büyük oranda Lhasa Belgesi ile benzer yazılar yer almaktadır.

Troano El Yazması; Yukatan, Meksika’da bulunan Mayaca yazılmış bir kitaptır. 1864 yılında bilim adamı Brasseur de Bourbourg tarafından bulunmuştur. Kitap 3500 yıllıktır ve 56 sayfadan oluşur. “Mu kıtasından söz eden” en eski yazılı kayıtlar bu kitapta yer almaktadır.

Cortesianus Kodeksi; Mevcut en eski Maya kitaplarından biridir. Troano el yazması ile aynı dönemlerde yazıldığı tahmin ediliyor.
Cortesianus kodeksinde yazılanlar; Oldukça korkunç bir tufan, okyanusta yer alan büyük bir adayı üzerindeki milyonlarca insanla beraber suya gömmüştür.

Bunca bulgu ve kanıt neden Mu kıtasını hala efsanevi yapıyor?
Çünkü; Levha hareketlerine göre kıtaları oluşturan SiAl (silisyum/alüminyum) ve okyanus diplerini oluşturan SiMg (silisyum/magnezyum) kayalar üzerinde Mu kıtasını kanıtlayacak herhangi bir SiAl kayaya rastlanmamıştır.

Tabi rastlanmamış olmaları bu pek bilinmeyen ama önemli konuyu yok sayamaz.
Mu Kıtası dünyadaki en büyük teorilerden biridir, bu kadar tarihi kalıntının ve efsanenin cevabı yine size kalıyor. Şimdi Mu Kıtası hakkında son bir teoriden bahsetmek istiyorum;

4 – Büyük Teori;

Bu teori bir kesime göre delilik, bir kesime göre ise tarihteki açıklanamayan olayların ve gizemlerin en mantıklı açıklaması. Mu ile desteklenen bu teorinin adı “Restoizm.”

Nedir bu Restoizm derseniz, az çok isminden de tahmin edeceğiniz üzere; reset, restart kelimelerinden gelen Restoizm; Dünyanın sıfırlanması demek.
Yani, dünyada teknoloji ve bilim inanılmaz yüksek seviyelere ulaşıp bir anda her şeyin yerle bir olması ile ilkel yaşama dönme olayıdır.

Biraz daha açmak gerekirse, geçmişteki yapıların bazıları şuan ki teknolojiyle bile yapılması güç yapılar. Peki arada binlerce yıllık bir gelişme söz konusu iken, geçmiş yıllarda ki insanlar bu ilime nereden sahiptiler, tabii ki onlarda geçmişten.

Kayıp Kıta Mu sulara gömülmeden önce bilim ve teknolojinin çok gelişmiş olduğunu biliyorsunuz. Bu teoriye göre insanlar belli bir seviyeye ulaştıktan sonra, dünya bir kitle yok oluş sürecine girer ve geliştirilen her şey yok olur, geriye sadece yazılı bilgi ve bilge insanlar kalır.

Yapılan çeşitli yapılar, yer altı şehirleri, dev yapılar, tabletler, eserler, hatta üzerinde UFO ve uzaylı resimleri çizilen hiyeroglifler. Bir kısmı bunları dünya dışı ırklara bağlıyor, ya öyle değil ve tüm bu yapılar, çizimler tarihimize aitse?

Cevap alamayan bu buluşlar olduğu sürece Restoizm teorisinin popülerliği artacak gibi duruyor. Uçuk bir teori olsa da insanı düşündürmüyor değil.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

Sitemizde bulunan içerikler senbildiye.com adresine aittir. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden herhangi bir bölümü veya tamamı başka bir platformda kullanılamaz!

Benzer İçerikler;

Yorum Yap