Gizemli Bilgiler

Lanetli Ekmek: Köylüler Toplu Deneye mi Maruz Kaldı!

Lanetli Ekmek: Köylüler Toplu Deneye mi Maruz Kaldı!

1951 yılında Fransa’nın küçük bir kasabasında yaklaşık 300 kişi, aynı gün içinde akıl sağlığını kaybedecek noktaya geldi. İnsanların çıldırma noktasına geldiği bu esrarengiz olayda sorumlu kim ya da kimlerdi? Masum insanlar bir yanlışlık sonucu mu bunları yaşamış, ya da kasaba halkı topluca gizli bir deneye mi kurban gitmişti? Ayrıntıları ile lanetli ekmek vakası;

Olay Günü;

16 Ağustos 1951 tarihinde Fransa’nın Marsilya ve Lyon şehirleri arasında küçük bir kasaba olan Pont-Saint Esprit‘de sıra dışı bir gün yaşandı. Sebebi henüz bilinmeyen bir şey insanların sağlığını ciddi şekilde bozmuştu. O günün sabahında, saat 10 civarında Dr. Hadar Gabbai’nin kliniğine alelacele biri girdi. Hastanın iddiasına göre bir arı sürüsü kendisine saldırmıştı ve odaya girdiğinde hala kollarını sallayarak arılardan kurtulmaya çalışıyordu. Doktor ne olduğunu anlamadan içeriye bir başkası daha girdi. Bu kişi ise vücudunun üstünde yılanların gezdiğini söylüyordu. Doktor ve asistanı dakikalarca hastaları sakinleştirmeye çalıştı, fakat tuhaf davranışlar sergileyen başka hastalar da gelince, doktor bir şeylerin yolunda gitmediğini anladı ve çevre kliniklerden başka doktorlar çağırarak derhal polise haber verdi.

O gün akşama kadar 75 kişi doktora gelmişti. Hastaların genel şikayetleri mide bulantısı, kusma, düşük tansiyon ve ateşlenmeydi. Fakat bazılarının durumu çok daha ağırdı, en kötüsü ise halüsinasyon gören hastalardı. Örneğin küçük bir kız kaplanlar tarafından kovalandığını haykırıyordu, bir erkek çocuk ise büyükannesini boğmaya çalışmıştı. Yetişkinlerden biri küçüldüğünden şikayet ediyor, bir anne ise çocuklarının sosise dönüştüğünü söyleyerek ağlıyordu. Doktorlar, bu kadar kişinin topluca akıl sağlığını kaybetmesi karşısında şok olmuşlardı. O gün birçok ölüm de yaşandı.

Bir kadın ve kocası bıçaklarla birbirine saldırmıştı. Bir adam sirk cambazı olduğunu düşündüğü için bir asma köprünün iplerinde yürüyüp düşmüştü. Bir adam ise kırmızı yılanlar tarafından beyninin yutulduğuna inanarak 2. kattan sokağa atlamış ve iki ayağı kırılmasına rağmen sürünerek kaçmaya çalışmıştı. Bazı insanlar da yangından kaçtıklarını söylemişti, kimi alevlerden kimi ejderhalardan kaçtığını söylüyordu. Bir başkası ise evini basan farelerden kaçarken, bir diğeri vahşi hayvanlara karşı kendini korumak için evindeki mobilyaların ayaklarını sökmüştü. Kasabanın sokakları birbirine öldüresiye saldıran veya kaçışan insanlarla doluydu. Üstelik o gün sadece insanlar değil hayvanlar dahi tuhaf davranıyordu. Bir köpek dişleri kırılana kadar taşları yemeye çalışıyor, ördekler ise penguenler gibi yürüyerek farklı sesler çıkarıyordu.

Herkesin çığlıklar atarak sağa sola kaçıştığı, birbirlerini öldürmeye çalışan ve korkudan gözleri yerinden çıkacak insanların olduğu bir kaos düşünün. Kasabanın doktoru ileriki günlerde şu tanımı yapacaktı; ‘O gün, kıyameti görmüştüm.’

Kasabaya desteğe gelen doktor, hemşire ve polisler, durumu çok ağır olan hastaları, kendilerine ve diğer insanlara zarar vermemesi için yataklara bağladılar. İp yetmeyince de atların dizginleri kullanılmıştı. Ertesi gün olduğunda yaklaşık 300 kişinin, sebebi henüz bilinmeyen bu olaydan etkilendiği ortaya çıktı. Bazıları ise durumu çok hafif atlatmış ve sakin bir şekilde kalabilmişti. Ancak olaydan sonraki birkaç gün içinde 7 kişi hayatını kaybederken, 50’den fazla kişi akıl hastanesine sevk edildi. Bu kişilerin bazıları ise hayatlarının sonuna kadar iyileşemedi. Peki bu insanları toplu şekilde çıldırtan sebep neydi?

Lanetli ekmek olayı

İlk olarak kasaba halkının toplu gıda zehirlenmesine maruz kaldığı düşünüldü. 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra Fransa da, birçok Avrupa ülkesi gibi yoksulluk ile mücadele ediyordu. Bu yüzden ülkede tüketilen birçok ürün de kalitesiz olabiliyordu, bunlardan biri de en temel ihtiyaçlardan biri olan tahıllardı. 1951 yılının yaz mevsiminde ise Fransa’ya çok fazla yağmur yağmıştı. Yazın çok yağış alan tahıllarda ise ergot isimli mantar daha fazla görülmekteydi. Bu ot mantarı üstelik, LSD olarak bilinen çok güçlü bir uyuşturucunun da üretiminde kullanılmaktadır. Kasabanın doktoru olan Gabbai ve birkaç tıp uzmanı bu insanların ergot mantarından zehirlendiğini iddia etti. İnsanların ortak şekilde aynı fırından ekmek alması ve ergotun bir tür uyuşturucu özelliği taşımasından dolayı ekmek zehirlenmesi kulağa mantıklı geliyordu.

İlk önce kasabanın fırıncısı sorgulandı;

Polisler ilk olarak kasabanın fırıncısı Roch Briand‘ı sorguya aldı. Ancak aradan geçen birkaç günden sonra Roch, kullandığı un çuvalını çoktan bitirmiş ve yeni pakete bile geçmişti. Üstelik o dönemde un üzerinde bilimsel testler yapmak pek de mümkün değildi. Polisler fırıncıya un çuvallarını nereden temin ettiğini sorduğunda Maurice Maillet değirmeni cevabını aldı, ayrıca bu değirmen daha önceleri de farklı birçok şikayet almıştı. Polisler buradaki yetkililer ile görüştüğünde ilk önce inkarla karşılaştı. Fakat daha sonra gelen bazı itiraflar firmanın bir takım ihmalleri olduğunu gün yüzüne çıkardı. Değirmen, gayri resmi bir antlaşma ile çiftçilerden kalitesiz malları ucuza alıyor ve diğer tahıllarla karıştırıyordu. Değirmende çalışanlar ve fırıncı Roch, uygunsuz un ticaretinden ve kasıtsız olarak insan öldürme suçlarından yargılandılar.

O dönemde açık bir şekilde bu çıldırma olayının sebebi netliğe kavuşmuş ve kasıtsız da olsa suçlular ortaya çıkmıştı. Ancak bu iddia kesin olarak hiçbir zaman kanıtlanamadı. Çünkü ergot mantarı teorisinde mantıksız olan bazı soru işaretleri vardı. Örneğin un üzerinde yeteri kadar incelemeler yapılamamıştı ve ergot mantarının işlenmeden una karışmasının bu denli bir etki bırakması mümkün görünmüyordu. Fransız değirmenciler sendikası başkanı Pierre Jacob da bu teoriyi reddetmişti. Ergotun sentezlenmeden una karışmasının yanı sıra, fırının yüksek ısısı da mantardaki etkiyi azaltması gerekirdi. Ayrıca Pierre Jacop tahıllara her zaman bir miktar ergot mantarının zaten karıştığını ve bunun bu kadar etki etmesinin mümkün olmayacağını iddia etmişti. Peki işlenmeden una karışan ve bu kadar büyük bir etkiye maruz bırakan bu maddenin arkasında başka bir iş mi vardı? Ya da işlenmiş olarak elde edilen bu güçlü uyuşturucu, birileri tarafından deney maksatlı çuvalların içine mi karıştırılmıştı?

MK-Ultra Zihin Kontrol Deneyi;

Olay hakkında birçok teori daha ortaya atıldı. Bunlardan biri de içme suyuna bulaşmış olabileceği düşünülen cıvaydı. Herkesin ulaşabileceği içme suyunda bir problem olması da yine dikkate alınması gereken unsurlardan biriydi. Bir başka teori ise küflerde, sıcak ve rutubetli ortamlarda üreyen bir mantar çeşidi olan mikotoksindi. Bunlar gibi birçok teori daha konuşulsa da hiçbiri ergot mantarı kadar dikkate alınmadı. Yetersiz inceleme ve araştırmalara rağmen kabul gören sebep bu olarak görülmüş ve dava, birkaç kişinin hapse girmesi ile kapatılmıştı. Fakat olaydan 2 yıl sonra gerçekleşen bir intihar, ortaya yeni ve korkunç bir komplo teorisi attı. ABD Biyolojik Savaş Laboratuvarları’nda görev alan bakteriyolog ve biyolojik savaş uzmanı Frank Olson, 1953 yılında intihar ederek hayatını kaybetmişti. Frank Olson hayatını kaybetmeden önce CIA‘in gizli bir projesi olan MK Ultra kod adlı zihin kontrol deneyleri üzerinde çalışmalar yapıyordu. Frank Olson, kasabadaki olayın yaşandığı Ağustos ayında ise Fransa’da olan ve bu projede görevli olan birkaç bilim insanından biriydi.

Lanetli ekmek olayı

MK Ultra projesinden kısaca bahsetmek gerekirse; CIA’in 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra sorgularda itiraf almak için kullandığı ve daha birçok amaç içeren yasa dışı bir beyin yıkama deneyiydi. Bireylere verilen elektroşok, hipnoz ve LSD gibi uyuşturucu maddeler bu deneyin yöntemlerinden yalnızca birkaçıydı. Sayısızca Sovyet, Alman, Japon ve sonraki yıllarda Koreli askerler LSD’ye maruz kalarak bu deneylere kurban gitmişti. Frank Olson ise bu projede görev alan bilim insanlarından biriydi. 1953 yılındaki ölümü intihar ile gerçekleştiği söylense de, asıl gerçek ölümünden 22 yıl sonra ortaya çıkmıştı. 1975 yılında ABD Başkanı Gerald Ford tarafından kurulan Rockefeller Komisyonu, CIA’in 1950 ve 60’larda yasa dışı gizli faaliyetlerini ve MK Ultra projesini halka duyurdu.

Frank Olson (Lanetli ekmek olayı)

Bu sayede Frank Olson ölümünün aslında intihardan ziyade bir cinayet olduğu da açığa çıkmış oldu. Frank Olson bu deneylerin yapıldığı dönemde birçok olaya şahit olmuştu. Evine döndüğünde ise eşine, psikolojisinin çok kötü olduğunu, destek almak istediğini ve pişman olduğu birçok olaya karıştığını söylemişti. İşinden istifa eden ve artık CIA için bir tehdit olarak görülmeye başlanan Frank Olson, bilgisi olmadan günlerce LSD’ye maruz kalmış ve 1953 yılının 28 Kasım sabahında Hotel Pennsylvania’nın 10. katından aşağı atılmıştı. 2017 yılında ise Netflix, Frank Olson’un hayatını anlatan Wormwood adında 6 bölümlük bir belgesel yayımladı.

Nitekim Frank Olson’un şahit olduğu birçok deneyden biri de, kasaba da gerçekleşen bu toplu deney olabilirdi. Çünkü LSD’nin mucidi olan Albert Hoffman‘ın da o dönemde çalışanlarından biri olduğu Sandoz isimli ilaç şirketi 1947 yılından beri, CIA’e LSD temin ediyordu. Üstelik gizliliği kaldırılan belgelerin birinde, ilaç şirketinde çalışan bir bilim insanı ile bir CIA ajanı arasında kasabada yaşananların LSD kaynaklı olduğu hakkında bir konuşma geçmişti. Tüm bunlar, kasabada gerçekleşen olayın bir toplu deney olabileceği hakkındaki düşünceleri bir hayli arttırdı. CIA, un çuvalları arasına yüksek miktarda sentetik uyuşturucu karıştırmış olabilir, değirmen çalışanları ve fırıncının üstüne suçu yıkarak olayın üstünü kapatmış olabilirlerdi. Diğer bir ihtimale göre ise ajanlar ve bilim insanları, ergot mantarından zehirlenen insanların yaşadıklarını gözlemlemek için oraya gelmişlerdi.

Olayın mağdurlarından biri olan 71 yaşındaki Charles Granjoh; “Az kalsın ölüyordum ve buna neden olan şeyi öğrenmek istiyorum.” demiştir. Ancak ne yazık ki bunların hiçbiri netliğe kavuşamadı, ortaya sayısızca teori atılmasına rağmen günümüzde hala o kasabada ne olup bittiği kesin olarak bilinmiyor. Olan ise, masum kasabalı halkına olmuştu…

Lanetli ekmek olayı

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Kayıtlara lanetli ekmek vakası olarak geçen bu şüpheli olay bir ihmalkarlık sonucu mu gerçekleşmişti, yoksa CIA’in gizli yürütmüş olduğu deneylerden birisi miydi?

Instagram | Uygulama | YouTube | Destek Ol

Bu Yazıyı Paylaş veya Bir Arkadaşına Gönder;

Yorumlar